- Eylül 22, 2021
- Yayınlayan: Fulya Eğrioğlu
- Kategori: Genel
Yaşam akışında düşünecek çok şeyimiz var. İşimiz, ailemiz, çocuklarımız, geleceğimiz, umutlarımız, hayallerimiz, kaygılarımız, korkularımız…Araştırmalar göstermiştir ki hayatımızın ortalama %49 ‘luk bir bölümünde “otomatik pilot” tayız. Beynimiz bir sarkaç gibi ya geleceğimizin peşinde koşuyor ya da geçmişe takılıp kalıyor. Zihnimizin hem sağlıklı hem de mutlu olabilme potansiyeline sahip olduğu aklımızdan uçup gidiyor. Hayatı daha değerli kılmanın bir yolunun da “ara vermek” olduğunu bazen unutuyoruz. İşte tam da bu nedenle beynimizi eğitmek gerekiyor. O nedenle Mindfulness pratiklerinin kendimize bir hatırlatıcı olarak yaşamımızda yer vermemiz çok değerli.
Mindfulness kavramı nedir, ne değildir?
Özellikle son zamanlarda adını sıkça duyduğunuz eğitimlerini verdiğimiz, koç ve psikologların da yararlandığı yöntemlerden biri olan Mindfulness, geliştirilebilen zihinsel bir beceri ve disiplin aslında.
Mindfulness’a dair hatalı bir görüş, bu teknikleri uyguladığımızda zihnimizi kontrol edip değiştirebileceğimizi, bizi istenmeyen düşüncelerden ve dikkat dağınıklığından kurtarabileceğini düşünmek olacaktır. Aslında işin özü biraz daha farklı. Bilinçli bir şekilde iç görümüzü attırarak dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana odaklayabilmektir. Bileşenlerinde sadece dikkati odaklamak değil iç ve dış dünyamızda her ne yaşanıyorsa (olumsuz duygu ve düşünceler de dahil) duygumuzla özdeşleşmeden, yargısız, nazikçe gözlemleyebilme (izleyebilme) ve kabul etme becerisi vardır.
İlgiyi odaklamak gibi teknikler hiç yeni sayılmaz. Bu öğretiler binlerce yıl öncesine dayanan Budist geleneğin bir parçası. En basit haliyle nefese odaklanma pratiği neredeyse 3.000 yıl önce geliştirilen tekniklerin evrilmesiyle ortaya çıktı.
Mindfulness pratikleri nelerdir?
Mindfulness, bünyesinde çok çeşitli pratiklere yer veren bir yaklaşım. En bilinen pratikleri arasında meditasyon, nefese odaklanma, beden taraması, duygu ve düşünce farkındalığı yer alır. Mindful dinleme, mindful liderlik, mindful ebeveynlik, mindful yemek gibi artık hayatımızın hemen hemen her alanında farkındalığı arttırmak için kolaylıkla uygulanabilen uygulamalar, pratikler sunar.
Mindfulness kavramı bilimsel mi?
Bilinçli farkındalık (mindfulness), Zen budizmi meditasyon ve yoga tekniklerinden gelir. Kökenleri Budist felsefeyle ilişkili olsa da şu an arkasında kocaman pozitif bir bilim var: “Sinir bilimi”. Amerikalı tıp profesörü olan Jon Kabat-Zinn, Mindfulness’ ın kurucusudur. 1979 yılında kliniğini kurmuş, 80’ li yılların başında bilimsel araştırmalarla Fonksiyonel MR (işlevsel manyetik rezonans görüntüleme) çalışmalarında yer almıştır. Ayrıca Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi Stres Azaltma Kliniği ve Toplumsal Farkındalık Merkezi’ nin de yaratıcısıdır.
Harvard Üniversitesinden Dr. Sara Lazar haftalık bir çalışmadan sonra beynimizin öğrenme ve hafızayla ilgili alanlarında fiziksel değişiklikler yaratabileceğini bilimsel olarak kanıtlamıştır. Uygulamalar yardımıyla beynimizin bu kısmı genişlerken stres ve kaygıyla ilgili ilgili kısmının da küçüldüğünü, sekiz haftada belirgin değişiklikler olduğunu kanıtlamıştır.
Bilimsel araştırmalarla nabız hızını, tansiyonu, stres düzeyini ve hatta beynin yapısını büyük bir titizlikle ölçmeye başladılar. Sonucunda Nöroplastisite dediğimiz beynin esnek, uyum sağlamaya ve değişmeye açık bir yapısı olduğu görülmüştür. Nasıl bir spor salonuna gidip vücut kaslarımızı çalıştırdığımızda sıkılaşıp güçleniyorsak aynı biçimde beynimizde de bağlantıların güçlendiğini ve beynimizin mutluluktan sorumlu alanlarına daha fazla kan akışı olduğunu artık biliyoruz. Beynimiz de sıkılaşıyor, güçleniyor bu yüzden de meditasyonda daha uzun kalabiliyoruz. Psikolojik değişimin yanında fiziksel değişimlerin de olduğunu bilmek oldukça mutluluk verici.
Günde sadece 10-15 dk. yapılan mindfulness pratiklerinin beyni yeniden yapılandırdığı, stresi, kaygıyı, tükenmişliği, acıyı, sıkıntıyı, azalttığı ve sabır, kabullenme, hoşgörü, şefkat ve mutluluk seviyesini de yükselttiğini artık biliyoruz. Ayrıca anksiyete bozukluğu, depresyon, OKB (obsesif kompülsif bozukluk), bağımlılık ile ilgili psikologların yararlandığı bir alandır.
İyi olmak bir seçimdir.
Sevgiyle ve şefkatle kalın.